Soruşturma evresinden infaz sürecine kadar, özgürlüğünüzü ve adil yargılanma hakkınızı savunuyoruz.
(TR) لم تتم ترجمة هذا المحتوى إلى اللغة المحددة بعد، ويتم عرضه بلغته الأصلية.
Ceza Hukuku, devletin kamu düzenini korumak amacıyla kişilerin hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahale ettiği, hapis cezası veya adli para cezası gibi son derece ağır yaptırımlar barındıran en hayati hukuk dalıdır. Suçlanan kişi (şüpheli/sanık) için özgürlüğün kısıtlanması riski bulunurken; suçun mağduru (müşteki/katılan) için ise uğranılan haksızlığın giderilmesi ve adaletin tecellisi söz konusudur. Ceza yargılamasında en ufak bir usul hatası, savunma eksikliği veya yanlış ifade, ömür boyu sürecek mağduriyetlere ve geri dönülemez sabıka kayıtlarına yol açabilir. Ak Hukuk Danışmanlık & Arabuluculuk olarak, "Masumiyet Karinesi" ve "Adil Yargılanma Hakkı" ilkeleri ışığında, Asliye Ceza ve Sulh Ceza Mahkemelerinde müvekkillerimizi en güçlü hukuki argümanlarla savunuyoruz.
Bir suç şüphesinin kolluk kuvvetlerine (Polis, Jandarma) veya Savcılığa intikal etmesiyle soruşturma evresi başlar. Çoğu zaman dosyanın kaderi daha bu ilk aşamada belirlenir. Gözaltına alınma, kollukta veya savcılıkta ifade verme, yer gösterme ve teşhis süreçlerinde müvekkillerimizin yanında (müdafi olarak) bizzat hazır bulunuyoruz. Yönlendirici sorularla alınabilecek hukuka aykırı ifadelere engel oluyor, arama, el koyma ve yakalama işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetliyoruz. Gerekli hallerde takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığına dair karar - KYOK) kararı verilmesi için lehe delillerin toplanmasını sağlıyoruz.
Soruşturma aşamasında savcılık tarafından talep edilen tutuklama veya adli kontrol (yurtdışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü) tedbirleri Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından karara bağlanır. Tutuklama, ceza yargılamasında bir ceza değil, istisnai bir tedbirdir. Ancak uygulamada sıklıkla bu kuralın aşıldığı görülmektedir. Müvekkillerimizin haksız yere özgürlüklerinden mahrum bırakılmaması için CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) kapsamındaki "kaçma şüphesi" veya "delil karartma" unsurlarının bulunmadığını teknik bir savunma ile ortaya koyuyor, tutuklama kararlarına derhal itiraz ederek tahliye süreçlerini yönetiyoruz.
Kasten veya taksirle yaralama, tehdit, hakaret, şantaj, hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık (basit halleri), belgede sahtecilik, trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve bilişim suçları gibi ceza üst sınırı 10 yıla kadar olan suçların yargılaması Asliye Ceza Mahkemelerinde yapılmaktadır. İddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma aşamasında sanık müdafii veya müşteki vekili sıfatıyla duruşmalara katılıyor, tanıkların çapraz sorgusunu gerçekleştiriyor, bilirkişi raporlarındaki aleyhe hususlara itiraz ediyor ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), erteleme veya beraat kararları alınması için etkin bir savunma stratejisi kurguluyoruz.
Yerel mahkeme tarafından verilen kararlar kesin değildir. Hukuka aykırı, eksik incelemeye dayalı veya haksız mahkumiyet hükümlerine karşı Bölge Adliye Mahkemelerine (İstinaf) ve Yargıtay'a (Temyiz) başvurarak kararların bozulması süreçlerini takip ediyoruz. Hükmün kesinleşmesi durumunda ise, cezaevinde bulunan hükümlülerin koşullu salıverilme (denetimli serbestlik) sürelerinin hesaplanması, infazın ertelenmesi ve açık cezaevine geçiş gibi infaz hukukuna ilişkin tüm yasal haklarının kullanımını sağlıyoruz.